Tags

,

Editör: Bu postu hazırlayan sevgili Meltem BAŞTAN’a güzel ve keyifli yazısı için teşekkür ediyorum.

Yazım aslında bir de Cardiff ayağı içermeliydi. Ancak, gidilen ikinci durağın yarattığı heyecan sebebiyle, gördüklerimi unutmadan yazıya dökme ihtiyacı her şeyin önüne geçti.

Gittiğim üç Birleşik Krallık şehrinde de (Cardiff, Swansea, Londra) şehrin ismiyle müsemma pazarlara rastladım. Aslında bunlardan ikisine önceden hazırlanarak, özel tespitle gittim. Yazının üçüncü ayağı olan Cardiff pazarını ise önünden geçerken tesadüfen gezdim. İkamet, insanı tembel yapıyor galiba:)

Bu yazı Londra ayağına ait.

Borough Market, Londra’nın en ünlü pazarlarından biri. Diğer pazarları pek bilmiyorum, doğrusu pek de araştırma fırsatım olmadı. Sadece, “Londra’da şuraya git” diye ağzını açan bütün tanıdıklarım muhakkak bu pazarı görmemi istediler. Yaklaşık 1 ay önce twitter’da da takibe başlamam sonucu merakım oldukça arttı. Bilhassa Londra sakinlerinin öğle yemeği için uğradığı bir mekân olduğunu öğrendiğimden beri bayağı merak ettim. Çünkü bizler Türkiye’de öğle yemeği için pazara gitmeyiz. Gideriz de sandviçle çıkmayız hani… IMG_1366Borough Market, bugüne kadar gördüğüm manada, ağırlıklı olarak sebze ve meyvenin satıldığı bir pazar değil. “Pazar” tanımımı alt üst eden bir yer:) Gıda adı altında ne ararsanız var. Londra metrosunun “Monument” durağından yürüyerek 10 dakikada ulaştığım pazarda beni sayısız çeşitte ekmeği barındıran tezgâhlar karşıladı. IMG_1328Tahıllısı, envai çeşit unla yapılmıştı. Büyük somunlar dilimlenmek için müşterilerini bekliyordu. Bütün kuzey memleketleri böyle değil sanırım ama İngiltere’de bir “bakery” gerçeği var hakikaten. Görece soğuk memleket olmasından mütevellit, sıcak içecek, başta da kahve tüketimi had safhada burada. Tabii alkolü saf dışı tutuyorum:) Borough Market’ta da bu gerçeği görmek mümkün.

IMG_1329Patatesli, tabii ki sarmısaklı ekmeklere, şekilsiz, pide üzerine salam konulmuş gibi duran ekmeklere oldukça yüksek bir talep var. IMG_1334Açıkçası sade beyaz ekmek pek göremedim. Dikkatimi çeken diğer bir husus ise ekmeklerin herhangi bir jelatine ya da poşete konmadan satılması oldu. Merakımı cezbettiği için “Bu ekmekleri açıkta satmak yasak değil mi?” diye sordum. Ekmeklerin o zaman insanlara yeterince çekici gelmediği cevabını aldım. Üsteledim, “Hiç mi bakteri kapmıyor bunlar?” diye. Satıcı boş gözlerle baktı bana. Ama daha çok “Nereden çıktın?” der gibi bir bakıştı. Şark kurnazlığı ne kadar su götürmüyorsa Batının çifte standardı da götürmüyor kardeşim. 🙂

IMG_1337Ekmeklerin karşısında porselen ürünlerini satılıyordu. Kütahya’ya has bir porselen anlayışı değil tabii buradaki. Astrolojiye olan merakımdan dolayı kendi burcumda bir kupa almak istedim ama biraz pahalı geldi, almaktan vazgeçtim. Tabii bir Osmanlı geleneğinin yanına yaklaşılamıyor ancak yine de oldukça ince çizimler bulmak mümkün bu tezgâhlarda. Yalnız, “çizim” demek lazım illa ki, “işleme” demekten imtina etmek gerekiyor. IMG_1361Biraz ilerisinde sebze ve meyve tezgâhları başlıyor. Ben hayatımda ilk kez o kadar mantar çeşidini Borough Market’ta bir arada gördüm. Küçüklü büyüklü, rengârenk mantarlar, AVM’lerde satılan haribolar gibi satılıyordu kesekâğıtlarında. IMG_1363Hemen karşısında, kendi “kabak” tanımıma tekabül eden sebzeyi gördüm. İtalyan kabağı olarak satılıyordu, buradaki marketlerde bulamadığım bu kabağı. IMG_1362Ayrıca, patlıcanları da bizim bostan patlıcanlarındandı, tombik patlıcan, sevimli bir oyuncak gibi gözüme gözüktüler.

Pazar içinde ilerlemeye devam edince, karşıma uzun bir şarap reyonu çıktı. Elbette ki kendi şaraplarını da üretiyor ve satıyor işletmeciler. Şarap kültürüm pek olmadığı için tanıyıp bilebildiğim birkaç markaya göz gezdiriyorum sadece. Burası, bayağı müşterisi olan bir dükkân ve üstelik tadım yapma şansı da tanıyorlar. Zaten, ikram, Borough Market’ın önde gelen özelliklerinden birisi. IMG_1359Çok acı olduğu konusunda özellikle uyarılmama rağmen, hafif baharatlı bir sebze çorbasından öte olmadığını düşündüğüm Thai usulü çorba ve sırf sabahları düzgün kahvaltı etmediğim için satın almadığım leziz İtalyan peyniri “Gorgonzola” ikramla tanıştığım lezzetlerden oldu. IMG_1355Eskiden annemin yaptırdığı peynirler olurdu. Küçük bidonlarda bize yollanan. O peynir eridiği zaman muhteşem olurdu. Hele de o şekilde biraz bekletildiyse, tadı kendine hapsederdi. O kadar küflü Fransız peyniri denedim. Nasip, Londra’da Borough Market’ta rastlamakmış o tada. IMG_1341İlerlemeye devam ediyorum. Evimde zeytin kalmamasından ötürü gözüm zeytin arıyor. Ve işte oradalar. Güzelim zeytinler, ya İtalyan ya da Yunan zeytini olarak Hintliler tarafından satılıyor. Üzülüyorum, ama daha çok da sinir oluyorum kendi ülkemin adını görememekten ötürü. IMG_1353Ama hüznüm uzun sürmüyor. Kocaman bir “Turkish Deli” tabelası beni karşılıyor. Türk çalışanlarla sohbet ediyor, Türk kahvesi içiyorum. Doğrusu kahveyi pek beğenmiyorum. Ama tabii vızır vızır satış yapmalarını engelleyecek kadar yüzümü buruşturmuyorum:) Bir paket “Kuru Kahveci Mehmet Efendi” kahvesi alıp; tezgâhın fotoğrafını çekmeye devam ediyorum. IMG_1348Ezmeyi “ezme” olarak, sarmayı orijinal ismiyle görmek bana ilaç gibi geliyor. Her ne kadar incelenecek doku örneği gibi bulunduğu dolabın içine bırakılmış olsa da “sigara böreği” görmek bile beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Yurt dışında sağlam Türk ürünü satan yer bulmanın güçlüğü düşünüldüğünde, “Turkish Deli” bana üzerine saray inşa edilmiş bir vaha gibi geliyor.

Son olarak, günlerce kendime kızmama sebep olacak Fransız ördek eti reyonunun yanına yaklaşıyorum. Saçta mis gibi ördek eti yapılıyor. Velakin az da olsa bir kuyruk var ve benim arkadaşlarıma eklemlenmem gerekiyor. Beklemiyorum ama üç günlük ördek eti sayıklaması daha kaç gün gider, onu da bilemiyorum:) IMG_1365Velhasıl kelam, London Borough Market, klasik Pazar tanımının oldukça dışında bir yer olarak karşımıza çıkmakta. Yerli üreticilerin, metropolün ortasında nasıl da özgüvenle hareket ettiğini, pazara çok yakın bir yerde olan “City of London” bölgesinin beyaz yakalılarının öğle yemekleri için pazarı tercih ettiklerini, pazara gelen ürünlerin sabah twitter hesabından ilan edilmesi ile başlayan günün, tok, mutlu ve ertesi gün için umutlu sonlandırılabildiğini görmek, insanın içini açıyor.

“Ankara’da Ulus hali için çok mu zor?” diye sormaktan da insan kendini alamıyor:)

Borough Market’ı görmenizi tavsiye ederim.

Adres: 8 Southwark St, London SE1 1TL, İngiltere.

Telefon:+44 20 7407 1002

Web: http://boroughmarket.org.uk/

Advertisements