Tags

, , , , , , , ,

Yaz tatilimizin bir bölümünü Bodrum’da geçirirken her yıl olduğu gibi, hangi gün Gümüşlük’e gitsek ve güzel bir kalamar yesek diye plan yaparken, Yılmaz Özdil’in 23.07.2011 tarihli ve “Bodrum” başlıklı yazısında “Gümüşlük’te güneşi söndürürken Botan’ın ahtapotunu yemeyeceksen…” cümlesini okuyunca hedefim belli oldu. Hemen Eşim’e büyük bir heyecan ile gideceğimiz yeri bulduğumu söyledim.

 Gümüşlük’e gidince araştırıp Botan’ın mekanını buldum. Mekanın adının Gümüşcafe Fish Restaurant olduğunu öğrenince hemen soluğu Botan Bey’in yanında aldım. Kendimi tanıttım. Kendisi çok güler yüzlü ve cana yakın bir kişi. Kendimizi derin bir sohbetin içinde bulduk. Botan Bey 1988 yılından bu yana Gümüşlük’ün değişen yüzünden ve Gümüşcafe’nin gelişiminden bahsetti. Ayrıca, şu an kullandıkları binanın Bodrum Yarımadası’nın en eski 3 fırınından biri olduğunu, zamanında denize yakın oluşu ve rüzgar alışı sebebiyle fırının buraya kurulduğunu ve o dönemlerde denizciler için peksimet üretildiğini söyledi. Neden peksimet? Botan Bey şu şekilde açıkladı: Çünkü o zamanlar çok uzun süren deniz seferlerinde ekmeğin dayanması için: eski kiremit tuğla formunda ve sertliğinde çok uzun süreler saklanır, yeneceği zaman şaraba/suya batırılıp yumuşatılırmış. Bu sohbetimizden çok keyif aldım.

Mekan, Gümüşlük’te peş peşe sıralanmış restaurantlardan 50 mt. kadar uzakta, denizin içinde, Gümüşlük Koyun’a hakim, oldukça güzel bir manzaraya sahip, huzurlu bir yer.

Masamızdan ayrılıp meze dolabının başına geldim. Oldukça zengin bir meze mönüsüne sahip olduklarını söyleyebilirim. Kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi, fava, domates ezme, patlıcan kızartma, sardalya salamura, lakerda ve daha fazlası… Ara sıcaklar karides, kalamar, ahtapot tava, ahtapot ızgara, kalamar dolma, kaşarlı mantar ve avcı böreği….

Biz gittiğimizde saat 18:30 civarıydı. O nedenle mekan oldukça sakindi, balık tezgahı yeni düzenleniyordu. Sinarit, çipura, levrek, akya, fener balığı, karides… hepsi taze ve özenle seçilmişti. 

Masamıza geçip söylediğimiz mezelerin gelmesini beklerken manzaranın tadı çıkardık.

Deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması, roka salatası, kalamar tava ve ahtapot ızgara istedik. İşletmenin ikramı olarak zeytinyağı içinde kurutulmuş domates de masamızda yerini aldı.

Deniz börülcesi oldukça sade bir şekilde bir parça domates eşliğinde servis edildi. Botan Bey’den zeytinyağının özel sıkma olduğu öğrendik. Zeytinyağlı mezelerde, zeytinyağının kalitesi ve kullanım miktarı lezzet üzerinde doğrudan etkili oluyor. Kaliteli zeytinyağı ile deniz börülcesinin buluşması sonucu ortaya çok başarılı bir lezzet çıkmıştı. Deniz börülcesinin çok taze olduğunu içinde sert bir parçanın dahi olmadığını da belirtmek isterim.

İşletmenin ikramı olan kurutulmuş domatesin zeytinyağında sunumu hoştu ve lezzetliydi.

Kabak çiçeği dolması benim severek yediğim ve her fırsatta tatmayı arzu ettiğim çok özel bir dolmadır. Kabak çiçeklerinin tam karar pişmesi ve içinin aynı zamanda tane tane olması benim için çok önemlidir. Bu yediğim kabak çiçeği dolması tam karardı. Bence tek eksiği baharatının biraz az oluşuydu. Baharat çok baskın olup lezzetin önüne geçmemeli, bu da önemli bir konu.

Roka salatamız oldukça büyük bir servis tabağında zarif bir şekilde sunuldu. Limonu ve zeytinyağı tam karardı. Domatesin lezzeti olsun, rokanın tazeliği olsun hiçbir eksiği yoktu.

Botan Bey’in ahtapot ızgarayı tavsiye etmesi üzerine özel sos ile marine edilmiş ve özenle ızgarada pişirilmiş olan ahtapotun lezzetine diyecek yoktu. Tek kelimeyle dört dörtlüktü.

İşletmenin hiçbir şekilde dondurulmuş ve/veya ithal kalamar kullanmadığını öğrendik. Yerli kalamarın ithallerine göre pahalı olduğunu ve o nedenle başka işletmelere göre maliyetinin yüksek olduğunu öğrendim. Tamamen taze ve yerli kalamarın işlenerek ve özel olarak soslanıp hazırladığı kalamar tavayı yedikten sonra Yılmaz Özdil’e hak vermemek imkansızdı. Lezzeti mükemmeldi. Kalamarın yumuşaklığı, ağızda dağılması, dışının çıtırlığı harikaydı.

Balık olarak 700 gr. deniz çipurasını Eşim ile paylaştık. Ortadan ikiye bölünmüş olarak pişirilmiş çipura roka ve bir parça mor soğan eşliğinde servis edildi. Bence iyi bir balık lokantası, balığın nasıl piştiğinden belli olur. Genelde işi bilmeyenler balığı fazla pişirir ve kurutur. Balığın bütün lezzeti kaybolur ortaya sert ve yemesi zor birşey kalır. Botan Bey bu anlamda da Üstad olduğu gösterdi. Masamıza gelen balık tüm suyunu içinde barındırıyordu. Yumuşaklığı ve ağızda yerken dağılması ile oldukça başarılıydı.

 Bodrum’a gitmişken güzel bir akşam geçirelim, bir balık restaurantına gidelim derseniz veya sadece canınız bir kalamar tava çektiyse (benim aklımda ahtapot ızgara kaldı) gitmenizi önereceğim yerlerin başında Botan Üstadın mekanı Gümüşcafe Fish Restaurant gelir.

 Fiyatlara gelince zeytinyağlılar ve otlu mezeler 8 TL., Ara sıcaklar 20-30 TL arasında değişiyor. Balık fiyatları günlük olarak belirleniyor.

 Adres: Gümüşlük Yalısı – Gümüşlük – Bodrum. (sahile inice sağ tarafta 150 mt. ileride)          Tel: 252. 394 4234                                                                                                                               Web: http://www.gumuscafe.com

Advertisements