Tags

, ,

>

Brüksel’den trenle yaklaşık bir saatlik yolculuk ile Brugge’a ulaşabiliyorsunuz. Ankara’dayken internet üzerinden Brugge biletlerini satın almıştım, o nedenle biletler çok hesaplı olmuştu. Brüksel’deki Midi istasyonundan Brugge trenine bindik, tren zamanında kalktı ve yaklaşık bir saatlik yolculuk sonunda küçük bir istasyonda indik. İstasyonda inince karşınıza kocaman bir bisiklet parkı çıkıyor. Bisiklet parkını geçip caddenin karşısına geçtik. Kocaman bir parkın içinde yürümeye başladık. Pazar günü parkta ikinci el pazarı kuruluyormuş. Evdeki kullanılmış eşyaları arabasına yükleyen getirmiş. O kadar çok ve çeşitli eşya vardı ki aralarında dolaşırken zamanın nasıl geçtiğini anlamadık. Kendimizi parktan dışarı zor attık ve şehrin diğer kısımlarını keşfetmeye çıktık. Hava çok güzel ve güneşliydi. Pazar günü olduğu için hem yerli hem de yabancı turistler fazlaydı. Kuzeyin Venedik’i olarak tanımlanan bu güzel şehirde kanal turu almak için yürürken butik çikolata dükkanlarından çikolata alarak yolumuza devam ettik. Bu küçük küçük dükkanlar kendi çikolatalarını imal ediyorlar. Değişik kalıplarda ve farklı lezzetlerde çok çeşitli çikolatayı bulabiliyorsunuz. Rüya gibi 🙂 Bu arada, Brugge’un dantellerinin de ünlü olduğunu söylemem gerek. Kanal turu çok keyifliydi. Dokusu bozulmamış bir şehirde ortaçağdan kalma binaların arasında dolaşmak muazzamdı.

 Zaman geçtikçe açlığımız artmaya başladı. Bir yandan da dönüş zamanı yaklaşıyordu. Hem birşeyler yemek hem de dinlenmek için meydandaki cafelerden birinde oturduk. İtalyan pizza yapan bir cafeydi. Biz işin pratiğine kaçtık ve oldukça ince açılmış malzemesi bol lezzetli bir vejeteryan pizza ile açlığımızı bastırdık.

 

 Biraz daha şehirde dolaştıktan sonra trenimize binerek tekrar Brüksel’e döndük.

Advertisements