Category Archives: Ankara

Quick China Restaurant – Ankara

Değerli Dostlar,

Quick China’yı bugüne kadar herkesin bildiği ve gittiği bir restaurant olduğu için yazmaktan kaçınmıştım ama artık daha fazla ertelemeyeceğim. Yazma nedenim ise son gittiğimiz akşam yemeğinden aldığım büyük keyiftir.

1996 yılında kurulan ve 2001 yılında bugünkü yerinde hizmet vermeye başlayan Quick China zaman içerisinde beş farklı uzak doğu mutfağını başarıyla birleştirerek mönüsünü zenginleştirmeyi bilmiştir.

Rahatlığı ön planda tutan, modern bir çizgiye sahip dekorasyonu ile diğer çin lokantalarından ayrılmıştır.

Masamıza ikram olarak Susamlı Tavuk ve California Roll geldi. Çöp şişlere takılı olarak servis edilen tavuklar sıcaktı, kurutulmadan pişirilmişti ve lezzetliydi. İki parça sunulan California Roll tadımlıktı.

Yemeğe Alaska Roll ile başladık. Avokado, salatalık, krem peynir, dışı somon füme olarak hazırlanan sushi sunumu ve lezzeti ile güzeldi.

Ardından Dana Etli Mantı servis edildi. Ben kızarmış mantı yerine haşlanmış olanını daha çok seviyorum. Dana etli mantı benim her gittiğimde mutlaka istediğim ve yemekten büyük keyif aldığım bir ara sıcak. Bambu kapta sıcak olarak servis edilen mantı, tabağa alınıp kesildiğinde içinden etin suyu tabağa akar, o kadar lezzetlidir ki sosa batırılıp yendiğinde insan ikinci parçayı biran önce ağzına atmak ister.

Ana yemek olarak Yeşil Biberli Dana Eti ve Yaki Beef istedik. Yeşil biberli dana eti’nin etleri yumuşak ve sinirsizdi. Biberleri tam karar pişmişti. Porsiyon ve lezzet olarak iyiydi.

Gelelim gecenin yıldızı “Yaki Beef”e. Bu yazıyı yazmamın ana nedeni bu güzel yemek oldu. Dana bonfile parçalarından hazırlanan şişler. Sıcak taş üzerinde servis edildi. Etleri az pişmiş istemiştim. Tam o şekilde geldi. Yeme sürecinde taş üzerinde pişmeye devam ederek orta pişmiş düzeyine geldi. Tabii etin bonfile oluşunun lezzet üzerinde etkisi tartışılmaz ama bu yemeği çok lezzetli ve başarılı buldum. Tadı damağımda kaldı. Sunumuyla, lezzetiyle dört dörtlük olduğunu söylemek isterim.

Kapanışı çikolata ateşi ile yaptık. Bu tatlı da Eşimin vazgeçemediği bir lezzet. Sunumunu ve lezzetini her zaman başarılı buluyorum. Keki kesince içinden akan çikolata tatlı severler için müthiş keyif verici oluyor.

Çok güzel bir akşam geçirdik. Servis ve yemek kalitesi hiç bozulmadan günümüze kadar gelen işletmeyi kutluyorum.

Adres: Uğur Mumcu’nun Sk. No:64/B GOP – Ankara                                                                                                                                                                          Tel: 312. 437 0303                                                                                                                                                                                                                                   Web: http://www.quickchina.com.tr

Uludağ Kebapçısı – Cemal & Cemil Usta – Ankara

Uludağ Kebapçısının Ankara’ya açıldığını duyunca gitmek için fırsat kollamaya başladım. Bu fırsat geçtiğimiz hafta sonu elime geçti. Eşimle beraber güzel bir Bursa Kebabı yemek için Cemal & Cemil Ustaların Ankara şubesine gittik.

Uludağ Kebapçısı Belpa Buz Pateni’nin yanında yer alan tek katlı bir binada hizmet veriyor. Binanın yanında bir de otoparkı mevcut. Ayrıca vale hizmeti de var. Akdeniz Caddesi üzerinden güzel bir girişi var. İç dekorasyonu oldukça başarılı. İçeride şömineli bir bölüm de mevcut. Yan tarafta kış bahçesi var. Yaz için bahçe düzenlemesi yapıyorlardı. Yazın bahçesinin çok keyifli olacağını düşünüyorum.

Biz hava güzel olduğu için kış bahçesinde oturmayı arzu ettik. Oturduktan 5 dk. sonra bir bayan müşteri gelip sigara içmeye başladı. Dört bir yanı kapalı mekânda sigara içilmesinin doğru olmadığını garsona söyledik. O da üst kısmının açıldığını söyledi. Biz de açmasını rica ettik ardından sigara dumanına maruz kalmamak için içeriye geçtik.

Geliş amacımız belli olduğu için mönüye fazla takılı kalmadan siparişlerimizi verdik. Birer porsiyon Bursa Kebabı ile şıra siparişi verdik.

Kebabımız beş dakika içinde geldi. Yuvarlak bir tabakta bir parça domates, biber ile süslenmiş şekilde yoğurt eşliğinde servis edildi. İlk kontrolümü tabağın ısısına bakarak yaptım. Tabak soğuk değildi, sonra bir parça yoğurttan aldım, yoğurt da soğuk değildi, oda ısısındaydı. Ardından bir parça et ile pidesinden aldım. Etin kalınlığı iyiydi, lezzeti çok güzeldi, pidenin yumuşaklığı üzerindeki domates sos ve tereyağı tam kıvamındaydı.

Gelelim Bursa Kebabının hazırlanışına Balıkesir’de yetişen koyun ile Marmara bölgesinde yetişen 2 yaşını geçmemiş düveden hazırlanan et, şoklanmadan 0-4 derece aralığında şubelere ulaştırılıyor. İşletme, Ankara şubesine çok önem verdikleri için dönerci ustasını da Bursa’dan Ankara’ya gönderilmiş. Döner yüzde altmış dana, yüzde kırk koyun olacak şekilde hazırlanıyor. Dönerin lezzeti de buradan geliyor. Kömür ateşinde pişirilen döner önceden kesilip bekletilmiyor. Sipariş verilince kesiliyor. Bursa’da taş fırında pişirilip şubelere gönderilen pideler çok az ısıtılıp (kurutulmadan), kesilip tabağa alınıyor. Pidelerin üzerine sıcak domates sosu dökülüyor. Pidelerin yanına yoğurt konuyor. Ardından, domates soslu pidelerin üzerine kesilen döner parçaları yerleştirip, tabak ısıtılıyor. En üste tereyağı gezdiriliyor. Tabağın ısıtılması sayesinde tereyağı tabakta donmuyor ve Bursa Kebabı sıcak sıcak servis edilmiş oluyor. Masada ilave tereyağı ve/veya sos istenip istenmediği soruluyor.

 Efendim, bu iş tam bir ustalık işi, iş kuralına uygun olunca sonuçta başarılı oluyor. Kebabın lezzeti hem etinden, hem sosundan, hem de tereyağından geliyor. Ben Bursa Kebabını beğenerek yedim. Yoğurt Sütaş’ın ürettiği özel kaymaklı yoğurtmuş. Açıkçası, onun yerine daha aromatik olan bir koyun yoğurdunu tercih ederdim. Bir nokta dikkatimi çekti. Kebabın üzerine sadece bir parça biftek konmuştu. Genelde birden fazla konuyor, herhalde bize öyle rastladı.

Kebabın yanında turşu ikram edildi. Turşu da Bursa’dan geliyormuş. Ben turşuyu da çok beğendim. Tuzlu değildi ve kütür kütürdü. Çubuk turşusu ayarındaydı.

Şıra hakkında bir şeyler söylemek gerekirse, Manisa’dan getirilen kuru üzümler, dut ağacından yapılan fıçılarda 14 saat fermente edilerek hazırlanıyormuş. Şıranın lezzeti güzeldi. Şeker oranı iyiydi. Bursa Kebabı ile şıra servis edilmesinin esprisi ise kebap yağlı olduğundan şıra yemeğin ağırlığını alırmış.

Ankara Şubesi’nin işletmecisi Kaan Bey masamıza geldi. Bize Yemen kahvesi ikram etmek istediklerini kahve hakkında yorumlarımızı merak ettiğini söyledi. Yemen kahvesi krema, sahlep, damla sakızı ve kahvenin karışımından hazırlanmıştı. İçimi rahattı, damağın gerisinde hafif bir damla sakızı tadı aldığım, sütlü bir içecek kıvamındaydı. Kaan Bey’e Yemen Kahvesi’nin bir kafenin mönüsünde olabileceğini ama klasik sade bir Türk Kahvesi’nin asla yerini tutamayacağını, ağır bir kebaptan sonra Türk kahvesinden başka bir şey düşünemeyeceğimi söyledim.

Bu arada tatlı servisi yapıldı. İki adet Kemal Paşa (peynir tatlı) kaymak eşliğinde sunuldu. Görüntü olarak kalitesini belli ediyordu. Lezzeti beni şaşırtmadı. Bursa’da akrabalarımız olduğu için çocukluktan beri Bursa’ya ve ilçelerine giderim. Bursa’ya gitmenin en keyifli kısmı iskender yemektir ama tabii ki bu tek başına yeterli değildir. Pazardan alınan Kelle peyniri ve peynir tatlısı ile bu keyif tamamlanır. Kemal Paşa tatlısının taze ve peyniri bol olanı makbuldür. Genelde dükkânlardan aldıklarınız peynir oranı düşük ve kurutulmuş olanlarıdır. Onlar ince olur. Bize servis edilen tatlı uzun zamandır yediğim en iyi peynir tatlısıydı. Sütten yapılan peynir (manda sütünden olan makbuldür) un, irmik ve yumurta ile hamur haline getirilip kesilir ve fırınlanır. Günlük olanı veya taze olanı muhteşemdir.

Ben tatlı siparişi vermeden masaya tatlı gelince ikramlarıdır diye düşünmüştüm. Ardından adisyonda tatlıyı görünce şaşırmadım desem yalan olur.

Yaşadığım bazı olumsuzluklara rağmen kesinlikle keyif aldığım bir yemek oldu. Bursa Kebabı başta olmak üzere servis edilen her şey çok güzeldi. Umarım Kaan Bey Ankaralılara “Bugün gidelim bir Bursa Kebabı yiyelim” dedirtebilir. Gelen müşterilerin neden çorba yok, neden salata yok dediklerini biliyorum umarım işletme bu çizgisini koruyabilir.

Adres: Akdeniz Cd. No:57/2 Bahçelievler – Ankara                                                                    Tel: 312. 215 0616                                                                                                                                Web: http://www.uludagkebapcisi.biz

Hacettepe Park Restaurant – Ankara

Değerli Dostlar,

Bugün sizlere Hacettepe Tıp Fakültesi yerleşkesi içinde yer alan Park Restorandan bahsedeceğim.

Park Restoran’ın en büyük özelliği bir tepe üzerinde yer aldığı için Ankara manzarasına sahip oluşu.

Restoran, konum itibariyle Sıhhiye, Kızılay, Çankaya ve Mamak’a uzanan panoramik bir manzaraya sahip. Özellikle akşamları manzarasının çok güzel olduğunu söyleyebilirim. Öğlen ve akşam yemekleri için tercih edilen bu mekân ayrıca toplu yemeklere de uygun. Akşamları canlı müzik de var.

Biz toplu bir öğle yemeği için gittik. Fiks mönü seçeneği olduğunu da söylemek isterim. Öğle yemeği süresinin kısa oluşu sebebiyle biz fiks mönü tercih ettik ve bir hafta önceden tüm bağlantımızı gerçekleştirdik. Mönüsünde mezeler, ara sıcaklar, kebaplar, pideler ve tatlılar yer alıyor. İlk bakışta dikkatimi Halep dolma, içli köfte, humus, Kafkas cacığı, fıstıklı beyti, küşleme ve Adana çekti.

Restoran dikdörtgen bir şekle sahip olup önünde geniş bir balkon da yer alıyor. Balkon, cam ile kapatılmış olduğundan kışın oturmak mümkün. Yüksek tavanlı, ferah bir iç mekâna sahip.

Masalarda beyaz kumaş örtü kullanılmıştı. Sandalyeler rahattı, bence tek eksiği beyaz kumaş peçetelerdi. Toplu yemek olduğu için masalar U düzeninde hazırlanmıştı. Orkideler ile süslenmişti.

Masamızda yerimizi aldıktan sonra önceden hazırlanmış yoğurtlu semizotu, acılı ezme, kısır ve tulum peyniri ile tereyağın tadına baktık. Yoğurtlu semizotu, yoğurtlu semizotuydu. Bir özelliği yoktu.

Acılı ezme gerçekten acıydı. Acılığını bir kenara bırakırsak damakta bıraktığı lezzet iyiydi.

Kısır, nar ekşili hazırlanmıştı. Lezzeti iyiydi.

Tulum peyniri güzeldi. Asitli değildi. Tereyağı sıcak servis edilen pideler ile güzel gitti.

Beyaz undan hazırlanan pideler dışında kepekli undan hazırlanan pidelerin servis edilmesi de güzeldi.

Mevsim salatası nar ekşili olarak servis edildi. Yeşillikler tazeydi, salatanın lezzeti güzeldi.

Ara sıcak olarak Halep dolma ile fındık lahmacun servis edildi. Halep dolma lezzet olarak güzeldi. İç malzemesi iyiydi. Ben kuru dolmada Antep işi acılı ekşili dolmayı daha çok seviyorum, o nedenle o lezzeti aradım ama bulamadım.

Fındık lahmacun güzeldi. İnceydi, gevrekti ve malzemesi boldu.

Ardından kuzu tandır servis edildi. Ana yemek olarak karışık ızgara tabağı vardı. Dana külbastı yerine işletme kuzu tandır sunmak istemiş. Etin yumuşaklığı ve lezzeti güzeldi. Et ocaktan inmeden önce üzerine kekik ilave edilmişti, o da ete ayrı bir lezzet katmıştı.

Peşi sıra acılı adana servis edildi. Kuzu etinden hazırlanan kıyma, az miktar taze kuyruk yağıyla harmanlanıp, az tuz ve kırmızıbiber ile yoğurulmuştu. Mangal ateşinde pişen adana, közlenmiş domates, biber ile servis edildi. Ben lezzetini beğendim. Klasik adana kebaptan görünüş ve yağ oranı olarak uzaksa da lezzet olarak oldukça başarılıydı. Yedikten sonra hiç rahatsız etmedi.

Ardından tavuk şiş servis edildi. Adana üzerine tavuk şiş çok zayıf kaldı. Yeterince sosta beklememişti ve pişerken biraz kurutulmuştu. O nedenle beğenmedim.

Yemek üzerine tatlı olarak künefe servis edildi. Resimden de görüldüğü üzere bize servis edilen künefenin künefeyle alakası yoktu. Daha çok peynirli kadayıf tadındaydı. Şerbeti olmamıştı ve başarıyla pişirilmemişti. İşletmeye memnuniyetsizliğimi ilettim.

Genel olarak Park Restaurant’ı beğendim. Canlı müzik eşliğinde balkon kısmında Ankara manzaralı güzel bir yemek için tercih edilebilir. Otoparkın içinden geçildiği için otopark sorunu da yok :)

Adres: Hacettepe Hastanesi 5 No’lu Otopark İçi,  Ankara                                                    Telefon: 312. 305 4184                                                                                                                     Web: http://www.hacettepepark.info

Günaydın Et Lokantası – Ankara

Değerli Dostlar,

Bugün sizlere aylar önce gittiğim fakat bir türlü yazma fırsatı bulamadığım Günaydın Et Lokantası’ndan bahsedeceğim.

1965 yılında Bostancı Kasaplar Çarşısı’nda iş hayatına başlayan Günaydın bugün Köfte –Döner, Kebap, Steak House ve Burger ana başlıklarında Ankara, İstanbul ve Kıbrıs’ta toplam 27 şube ile hizmet veren önemli bir marka haline geldi.

Balıkesir – Gönen’de 250 dönümlük arazi üzerine kurulmuş modern besi çiftliğinde kendi öz kaynakları ile ürettikleri etleri lokantalarında kullanmaları, kaliteli hizmet anlayışları ve başta Gaziantep mutfağı olmak üzere sundukları geniş mönüleri ile Ankara’da açılmasını dört gözle beklediğim, açıldığı haberini alınca ilk fırsatta gittiğim bu mekân beni gerçekten çok heyecanlandırdı.

Ankara’da Attar sokakta açılan Günaydın Et Lokantası’na bir akşam yemeği için gittik. İçerisi oldukça geniş ve aydınlıktı. Masalar arasındaki mesafe bana çok yeterli gelmedi. Masalardaki kumaş beyaz masa örtüleri, kumaş peçeteler ve su kadehleri çok hoştu.

Mönüde yer alan mezeler dolapta sergileniyordu. Ezine beyaz peyniri, acılı ezme, patlıcan salatası, Antep turşusu, Erzincan tulumu ve panço ilk aklıma gelenler.

Fırında odun ateşinde lavaşlar hazırlanıyordu. Hemen önünde katmer yapılıyordu. Katmer ustasının hünerli elleri ile nasıl katmeri hazırladığını izlemek çok keyifliydi.

Biraz ileride açık mutfak ve mangal yer alıyordu. Mangalda kömür ateşinde pişen kebapların görüntüsü ve kokusu iştah kabartıcıydı.

Masamıza geçtikten sonra siparişlerimizi verdik. Siparişlerimiz gelene kadar lavaş ve tereyağı servisi yapıldı. Sıcak lavaşın ikiye ayrılması ile içinden çıkan sıcak hava ve buhar havaya karışırken mis gibi bir koku etrafı sardı. İşte bu beni gerçekten mutlu eden bir andı.

Ardından Antep patlıcan dolma servis edildi. Kuru dolmanın iç malzemesi ile bütünleşmesi dolmanın aroması oldukça iyiydi.

Dolmadan sonra içli köfte servis edildi. İçli köfteyi yarım veya tüm olarak isteyebiliyorsunuz. Biz yarım tercih ettik. Yarım içli köftenin kesiti fıstık ile kaplanmıştı. Görsellik açısından müthişti. Kızartılmış içli köfte dışının gevrekliği, inceliği ve iç malzemesinin lezzeti açısından çok iyiydi.

Ardından Antep usulü lahmacun geldi. Lahmacunun inceliği, üzerindeki malzemenin kalitesi ve karışımın oranı tamdı. Her şey tam ve güzel olunca ortaya başarılı bir lezzet çıkmıştı.

Kebaplarımızın yanında Gavurdağı salatası istedik. Salatanın cevizi boldu. Malzemeler tazeydi ve özenle doğranmıştı. Sosu tam karardı. Lezzeti çok güzeldi.

Altı ezmeli kuzu şiş kebap üzerinde erimiş kaşar ve fıstık ile servis edildi. Kuzu şiş yumuşak ve lezzetliydi. Patlıcan ve domates aynı şeklide yumuşak ve lezzetliydi.

Kuzu çöp şişten hazırlanan Ali Nazik çok başarılıydı. Altta yer alan yoğurtlu patlıcan ezme çok lezzetliydi.

Közlenmiş yarım domates, biber ve sumaklı maydanoz ile servis edilen Beyti’ye gelince, pişmesi, lezzeti ve sunumu ile başarılıydı.

Yemeğin ardından meyve ve kahve servis edildi. Yemek üzerine tatlıyı pek tercih etmediğim için katmeri bir başka sefer denemek üzere not ettim.

Servis kalitesi, yemeklerin lezzeti ve sunumu beni çok memnun etti. Kaliteli kebap yemek isteyenlerin tercih etmesi gereken bir mekân olduğunu düşünüyorum.

Mezeler 8-10 TL, Salatalar 7-9 TL, Kebaplar 20-23 TL civarında.

Adres: Arjantin Cd. Attar Sk. No:16 GOP, Ankara                                                                        Tel: 466 7666                                                                                                                                        Web: http://www.gunaydinet.com/

Kırçiçeği Restaurant – Ankara

Değerli Dostlar,

Bugün sizlere 1985 yılında Aydın’ın Karacasu ilçesinde kurulmuş ve bugün 15 şubeye ulaşmış bir zincirden bahsedeceğim. 24 saat hizmet veren ve daha çok pidelerinin ön plana çıktığı bir işletme olduğunu söyleyebilirim.

Kırçiçeği Balgat Migros’un karşı köşesinde yer alıyor. Önünde park alanı olmaması bir dezavantaj ama vale hizmeti ile bu sorunu çözmüşler.

Mekâna girince içerisi oldukça geniş, masalar birbirine çok yakın değil. Bu olumlu özelliklerin yanında bazı duvarlarda duvar kâğıdı kullanılmış ve asma tavandan gömme aydınlatma ile ışığın sert etkisi kırılmaya çalışılmış olsa da dekorasyonda tercih edilen renklerden dolayı ben ortamı yeterince sıcak bulamadım.

Kırçiçeği’nin oldukça geniş bir mönüsü var. 25 çeşit pide, 18 çeşit kebap, döner, pizza, çorba, sakatat, salatalalar, tatlılar…..

Mönüde öne çıkan lezzetler daha çok pide çeşitleri olarak gözüküyor. Benim yaptığım araştırmalarda da pide, işkembe çorbası ve Manisa kebabı en çok konuşulan lezzetlerin başında geliyordu.

Biz işkembe çorbası ile başladık. Çorbanın kıvamı ve lezzeti iyiydi. İçindeki doğranmış işkembelerin boyutları idealdi. Keyif alarak içtim.

Mevsim salatası istedik. Salatamız marul, roka, mısır, havuç ve domatesten oluşuyordu. Zeytinyağı servisini masada yaptılar. Yeşilliklerin hepsi taze ve lezzetliydi. Porsiyon olarak yeterliydi.

Ardından çıtır kuşbaşılı pidemiz geldi.  Harcı domates biber, maydanoz ve kuşbaşı dana etinden oluşmaktaydı. Etini çok beğendim. Yağsız, sinirsiz ve yumuşaktı. Malzemesi boldu, lezzeti iyiydi. Hamuru ince ve adına yakışır şekilde çıtırdı.

Gelelim son siparişimiz olan Manisa kebabına. Dilimlenmiş pide üzerine yoğurt yayılıp üzerine domates sos gezdirilmiş ve onun üzerine şiş köfteler dizilmiş. Közlenmiş domates ve biberler ile görselliği tamamlanmıştı. En son üzerine tereyağı gezdirilerek servis edildi.

Kırçiçeği sadece bu kebapta dana ve kuzu olmak üzere karışık et kullanıyormuş. Eti şişe tutturabilmek için şişi süt ile ıslatıyorlarmış. Bu şekilde et şişten ayrılmadan pişebiliyormuş. Tabii, görsellik dışında lezzet bizim için ayrı bir önem taşıyor. Görselliğe tam not verdikten sonra sıra kebabı tatmaya geldi.  Kebabın dana-kuzu oranı ve ayrıca yağ oranı iyiydi. Yerken ve yedikten sonra hiçbir rahatsızlık vermedi. Kebabın tadı domates sos, yoğurt ve pide ile ile zenginleştirilmişti. Yerken keyif aldım ama daha sonra düşündüğümde damağımda çokta bir lezzet bırakmadığını fark ettim.

Genel olarak Kırçiçeği’nden memnun ayrıldık. Servis güzel ve hızlıydı. Mutfak elemanları çalışırken maske takıyorlardı. İşkembe çorbası lezzetliydi. Çıtır pidesi başarılıydı. Salatası güzeldi. Manisa kebabı bir sefere mahsus olmak üzere denenebilir.

Bu mayıs ayında Ankarada’ki şubesi 4 yılını bitiriyormuş. Giderek Ankara’da tanınmaya başladıklarını özellikle öğlenleri çok talep olduğunu vurguladılar.

 Adres: Çetin Emeç Bulvarı No:60 Balgat – Ankara                                                                  Tel: 312. 286 0935                                                                                                                          Web: http://www.kircicegi.com.tr/

Tarchın Cafe I. Kek Yarışması – Ankara

Değerli Dostlar,

Kırkkonaklar’da, 316. Cadde üzerinde, Dr. Özgür ve Dr. Baran’ın yaklaşık bir ay önce ortaklaşa açtıkları Tarchın Cafe’de 04. Mart.2012 tarihinde Dünya Kadınlar Günü’ne özel  “Kek Yarışması” düzenlendi.

Yarışmaya kayıt yaptırdıktan sonra Eşim Tarchın Cafe’nin ismi ile uyumlu olsun diyerek içinde tarçın olan bir kek yapmaya karar verdi. Pazar günü keki pişirdikten sonra saat 15’te kafedeki yerimizi aldık. Dr. Özgür Bey açılış konuşmasını yaptı.

Ardından yarışmanın işleyişi ve kuralları hakkında bilgi vermek için Dr. Sabri Bey sözü aldı.

Yarışmaya katılan bayanların eşleri jüri üyesi olup, kendi eşlerinin keklerine puan vermeden diğer keklere sırayla puan verecekler ve en yüksek puanı alan kek birinci seçilecekti.

Yarışmaya katılan keklerden bazılarının fotoğraflarını sizlerle paylaşayım.

Tüm katılımcıların ellerine sağlık hepsi özenle hazırlanmıştı.

Yarışmaya katılan kekler ve sahipleri tek tek tanıtıldıktan sonra jüri üyeleri tespit edildi.

Biz jüri üyeleri, servis edilen kekleri tek tek tadıp puan verdik. Puan verme işleminin ardından her bir kek için verilen puanların toplamına göre birinci olan kek belirlendi.

Dr. Sabri Bey eline birinci seçilen keki alarak, birincilik ödülünü takdim etmek için sahneye Eşimi davet edince sevinçten havalara uçtum.

Birincilik ödülü olarak Tefal’in Mutfak Robotu’nu Sabri Bey ile beraber Dr. Özgür ve Dr. Baran Beyler Eşime takdim ettiler. Ben de sizlere Eşimin birinci seçilen havuçlu-tarçınlı kekini gururla sunuyorum.

Efendim, birazda sizlere Tarchın Cafe’den bahsedeyim. Uzun yıllar doktorluk yapan iki arkadaşın hayallerinin peşinden gidip bir kafe açmalarının hikâyesi gizli bu yeni kafenin kapılarının ardında. Hayalleri ve yapmak istedikleri ise mahallenin kafesi olmak. Genci yaşlısı kafelerine gelsin bir kahve içsin, internete bağlansın, gazetesini okusun, sohbet etsin, güzel vakit geçirsin istiyorlar.

Kafe açık mutfak sistemine sahip. Geniş bir L tezgâha sahip.  Arkasında pizza fırını yer alıyor. Giriş kapısına yakıp camekânlı soğutucu dolap mevcut. Dolabın üzerinde kapaklı kaplarda tatlı ve tuzlu kurabiyeler yer alıyor.

Mönülerinin temelinde pizza yatıyor. Pizza ustası uzun yıllar yurtdışında pizza üzerine çalışmış. Mönüde yedi çeşit pizza yer alıyor. Ayrıca hamburger, tost, sandviç ve salata çeşitleri de mevcut.  Kahve ve çayın yanında sunulan tatlı ve tuzlu pasta çeşitleri de mevcut.

Tiramisuları aklımda kalmadı desem yalan olur. Pizzalarının tadına baktıktan sonra detaylı bir yazı yazıp sizlere bilgi vermek üzere şimdilik hoşçakalın.

Adres: 316. Cadde 22-B Kırkkonaklar – Ankara

Tel: 312 496 1606

KAPANDI yerine BEYPAZARI SOFRASI açıldı.

Çukurağa Sofrası – Ankara

Değerli Dostlar,

Bugün sizlere Emrah arkadaşımın her zaman gittiği ve öve öve bitiremediği Çukurağa Sofrası’ndan bahsedeceğim. Havaların soğuk gittiği bugünlerde güneşi gördüğümüz bir gün, öğlen yemeği için Emrah ile Çukurağa Sofrası’nın yolunu tuttuk.  Arkadaşım sayesinde Çukurağa Sofrası’nın sahibi İrfan Bey ile tanışma ve sohbet etme şansı buldum. İrfan Bey son derece konusuna hâkim, oldukça mütevazı ve konuksever birisi.

İşletme, Emek’te Bosnak Hersek Caddesi üzerinde 5 yıldır hizmet vermekteymiş. İş hayatına küçük bir dükkânda başlamışlar. Daha sonra yandaki iki dükkânı da almışlar, şimdi üç dükkânlık bir yerde hizmet veriyorlar.  Etleri İrfan Bey kendisi seçiyor. Kullandığı etler kuzu budu ve dana kontrfile. Bana aldığı etlerin resimlerini gösterdi. Konu kebap olunca et seçiminin ne kadar önemli olduğu konusunda hem fikir olduk.

Mönümüz geldi. Ben İrfan Bey’e Çukurağa’nın nesi meşhurdur diye sordum. Kendisi bütün kebaplarının güzel olduğunu müşterilerin daha çok yaprak kebap ile adana tercih ettiklerini söyledi. Ben genelde tek bir çeşit kebap söyleyip doyasıya o kebabı yemeği severim ama bu sefer daha fazla çeşidi tatmak adına karışık kebap söyledik.  Ayranın koyun yoğurdundan yapıldığını öğrenince birer de ayran istedik.

Siparişimizin ardından masamız bir anda donatıldı. Patlıcanlı ve tavuklu bulgur pilavı, acılı ezme, patlıcanlı ezme, narlı yeşil salata, çoban salata ve lavaş masada yerini aldı.

Mezelerinin her birinin tek tek lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Özellikle acılı ezmeyi çok beğendim. Acısı tam karardı. Malzemelerin oransal olarak dağılımı iyiydi. Önce çıkan, baskın gelen bir tat yerine olması gereken bütünsellik yakalanmıştı.

Narlı yeşil salata ve çoban salata her ikiside çok tazeydi. İki salatanın da sosu boldu. Her iki salatada da nar ekşisi ile hazırlanan sos kullanılmıştı. Ben narlı yeşil salataya bayıldım. Tek başıma resimde gördüğünüz salatayı bitirdim.

Karışık kebabımızın gelmesini beklerken birer içli köfte aldık. İçli köftenin dışı inceydi ve gevrekti. Tam benim sevdiğim gibiydi. Harcı güzel hazırlanmıştı. Bence tek eksiği harcın içinde ceviz olmamasıydı. İrfan Bey: Müşteriler cevizsiz içli köfte istiyor o nedenle ceviz kullanmıyoruz dedi.  Ceviz bence bir içli köftenin olmazsa olmazı ama maalesef bazen genel müşteri tercihleri belirleyici oluyor.

Beklenen an geldi. Kuzu şiş, adana kebap, menekşe kebap, tavuk şiş, tavuk kanat, patlıcan kebaptan oluşan karışık kebabımız masamıza geldi. Kuzu şiş terbiylenmiş etten hazırlanmıştı. Yumuşacıktı.

Adana kebap ideal adana kebaptan biraz daha ince hazırlanmıştı. Yağ oranı biraz daha düşüktü. Lezzeti iyiydi, yağ oranının düşük olması lezzetinden bir şey götürmediği gibi aksine yemesi çok daha keyifliydi.

Menekşe kebap, tavuk etinden hazırlanmış adana gibi düşünebiliriz, lezzetliydi. Değişik bir lezzet olduğunu söyleyebilirim. Bana biraz tuzlu geldi. Hiçbir zaman ilk tercihim olamaz. Tavuk şiş ve tavuk kanat başarılıydı. Soslu tavuk şişi özellikle beğendim.

Patlıcan kebap uzun zamandır yediğim en başarılı patlıcan kebaptı. Patlıcanlar Urfa’nın Birecik patlıcanı olmasa da güzeldi. Birecik patlıcanı Urfa civarında çok meşhurdur. Çekirdeksizdir, pişince içi kabuğundan çok güzel ayrılır. Patlıcan kebabında kullanılan yağlı kıymanın yağları ateşte eridikçe patlıcan o yağı emer, içi pişince yumuşacık olur ve kabuğundan çok kolay ayrılır. Burada yediğim patlıcan kebabının kıymasıda ideal şekilde hazırlanmıştı. Urfa usulü dürüm yaparak patlıcan kebabını yedim.

Kebabımızın ardından ikram olarak irmik helvası geldi. Dondurmalı olarak servis edilen helvayı beğendim. Oldukça ince bir irmik kullanılmıştı. İrmik helvası pişirilirken içine biraz bal katıyorlarmış, tabii şeker de var. Buna rağmen helva çok tatlı değildi. Dondurma ile servis edildiği için daha da hafifliyordu. İçinde fıstık aradım. Helvanın olmazsa olması çam fıstıklarını görünce bu iş tamam dedim.

1,5 porsiyon karışık ızgara, iki içli köfte, bir büyük su ve iki ayrandan oluşan iki kişilik öğle yemeği 43,50 TL tuttu. Salatanın, mezelerin ve irmik helvasının ikram olduğu ve lezzetli kebapların servis edildiği bu mekânı kesinlikle sizlere tavsiye ederim.

Öğlen saat 12’de servise başlıyorlar gece saat 1’e kadar açıklar.

Adres: Bosna Hersek Cd. No:22/C Emek – ANKARA                                                                 Tel: 312. 223 0964                                                                                                                           Web: http://www.cukuraga.com.tr/

Sadık Usta Oltu Kebapçısı – Ankara

Değerli Dostlar,

 Bugünkü yazım Erzurum’un meşhur cağ kebabı üzerine olacak. Yatık döner, oltu kebabı gibi isimlerle anılsa da “Oltu Cağ Kebabı” olarak Türk Patent Enstitüsü’nden 2007 yılında “Coğrafi İşaret” Tescil Belgesi almış. Cağ Kebabı tescilli standartlarına göre, kuzu budunun sinirleri ve zarları alındıktan sonra terbiye edilmesiyle hazırlanıyor ve yatay şişe takılıyor. Şişin kromdan yapılmış olması ve et takılan bölgesinin 2X2 cm ebadında dört köşe olması gerekiyor. Ateşi yandan alacak şekilde meşe odunu ateşinde pişiriliyor. Cağ adı verilen ahşap saplı 20 cm. uzunluğunda 2 mm. kalınlığında krom şişlere geçirilerek kesilen etler bir şişte 80gr et olacak şekilde servis ediliyor.

Cağ kebabının Kıpçak Türklerine ait olduğu ve yaklaşık 300 yıldır Erzurum bölgesinde düğün ve şölenlerde sunulduğu biliniyor. Ticari olarak 1930’lu yıllarda satışına başlanıyor. 1960’lı yıllarda sonra ise yaygınlaşıyor.

Bu temel bilgilerden sonra bugünkü konumuz Ankara Kalesi’nin giriş kapısına baktığı meydana çok yakın bir mekânda hizmet veren Sadık Usta Oltu Kebapçısı.

Sadık Usta ahşap iki katlı bir binada hizmet veriyor. Dükkânın yola cephesi çok yakın olduğu için dışarıya üç masa konmuş. Ben erken gittim. Hava güzel olduğu için dışarıda oturmayı tercih ettim. Seçtiğim masa ocağa en yakın masaydı. Cağ kebabımı beklerken Sadık Usta’nın ocak başında çalışmasını yakından izleme şansını buldum.

 Sadık Usta kuzu etini bir gün önceden soğan suyu, karabiber ve tuz ile marine edip dinlendiriyormuş. Etin içinde yüzde 25-30 arasında yağ bulunması makbul. Ete lezzet katıyor.

Sadık Usta şişe eti geçirip kestikten sonra ızgara üzerinde biraz daha pişirip servis ediyor. Bu yöntemin tercih edilmesinin sebebi etin pişmeyen kısımlarının ızgara üzerinde pişirilip müşteriye servis edilmesi. Ben eti az pişmiş sevdiğim için şişim ızgaraya uğramadan doğrudan tabağıma geldi. Böylece et suyunu ve lezzetini ızgaraya bırakmamış oldu.

Cağ kebabıyla birlikte, salata ve domates ezme servis edildi. Salata, domates ve biberden oluşmaktaydı. Ürünler tazeydi lezzeti iyiydi. Domates ezme beklentimden çok uzaktı. Görüntüsü iyiydi ama lezzeti kötüydü. O nedenle iki çataldan sonra bıraktım. Lavaş ekmeği de geldikten sonra sofra tamamlandı.

Porselen tabakta tek bir şiş olarak servis edilen kebabı ilk önce sade tattım. Et yumuşacıktı, damağın gerisinde soğan suyunun ette kattığı lezzet hissediliyordu. Cağ kebabının çok başarılı olduğunu söylemek isterim. İkinci şişi lavaşa dürüm yaparak yedim.

Tam kalkmaya hazırlanırken kadayıf dolması lafını duyunca kalmaya ve kadayıf dolmasını tatmaya karar verdim. Erzurum Kadayıf Dolması içi cevizli olarak sarılıp yumurtaya bulanarak tavada kızartılıp sonra şerbetlenerek servis edilir.

Kadayıf dolması sıcak sıcak üzerinde bir parça kaymak ile servis edildi. Sadık Usta içeriye gidip kendi elleri ile hazırlayıp getirdi. Kadayıf çıtır çıtırdı. Şerbetini içine çekmişti, içi çok yumuşamamıştı tam karardı. Beğenerek yedim. Tek kusuru cevizinin az oluşuydu.

 Güzel bir cağ kebabı yemek için bu aylar tam zamanı. Sadık Usta’ya uğramayı düşünebilirsiniz.

 Adres: Kılıçarslan Mah. At Pazarı Sk. No:1 Ulus Ankara                                                              Tel: 312 – 324 35 69

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 119 other followers

%d bloggers like this: